Coco Chanel'i çoğu zaman siyah elbise, inci kolyeler ya da bir parfüm şişesiyle hatırlıyoruz. Bana hep eksik gelen bir hatırlayış bu.
Çünkü Chanel'in bıraktığı iz, estetikten daha büyük bir yerde başlıyor: kadının hareket alanında.
Korse bir giysiden fazlasıydı
20. yüzyılın başında kadın giyimi; bedeni biçimlendiren korseler, katmanlar ve hareketi sınırlayan formlarla çevriliydi. Korse yalnızca bir giysi değildi; bir dönemin kadın bedeninden nasıl görünmesini beklediğinin de güçlü bir sembolüydü.
Elbette korseden uzaklaşma Chanel'le tek başına başlamadı. Ama Chanel bu değişime başka bir şey kattı: sadelik, işlev ve hareket.
Jersey gibi akışkan kumaşları kullandı. Gereksiz katmanları azalttı. Kadının yalnızca güzel görünmesini değil, hayatın içinde daha rahat hareket edebilmesini önemseyen bir dil kurdu.
İşte benim için liderlik aynası tam burada başlıyor.
İş hayatında da görünmez korselerimiz var
- "Böyle yapılır."
- "Bu rolde böyle davranmalısın."
- "Güçlü görünmek için bunu taşımalısın."
Belki liderlik biraz da bunları fark etmekle başlıyor. Her şeyi yıkmakla değil; artık işe yaramayanı cesaretle bırakıp hareket alanı açmakla.
Ben bugün kendime şu soruyu bırakıyorum: güçlü görünmek için taşıdığım hangi kalıp, aslında hareket alanımı daraltıyor?
Kendine Bak
Görünmez korseni fark et. Bu sorular hemen cevaplanmak için değil; birkaç gün aklının bir köşesinde taşıyabilirsin.
- Rolünde "böyle yapılır" diye taşıdığın hangi kural, aslında sana ait değil?
- Güçlü görünmek için sürdürdüğün hangi davranış seni yoruyor?
- Onu bıraksan ne olurdu — gerçekten ne olurdu?
- Bu hafta hareket alanı açmak için bırakabileceğin en küçük şey ne?
Bazı sorular cevap vermek için değil, içimizde yeni bir kapı açmak için gelir.
Liderin Aynası #01 · Coco Chanel