Kameralar onu seviyordu, çok azı zihnini tanıyordu

Hedy Lamarr'ı çoğumuz Hollywood'un en güzel kadınlarından biri olarak biliyoruz. Kameralar onu seviyordu, insanlar yüzünü tanıyordu. Ama çok azı zihnini tanıyordu.

Çünkü Hedy'nin kameraların dışında bambaşka bir dünyası vardı. Çizimler yapıyor, fikirler geliştiriyor, icatlar üzerinde çalışıyordu.

İkinci Dünya Savaşı sırasında besteci George Antheil ile birlikte frekans atlamalı bir iletişim sistemi geliştirdi ve patentledi. Amaç, radyo kontrollü torpidoların sinyallerinin düşman tarafından engellenmesini zorlaştırmaktı.

Hikâyesini okurken bir yerde durdum: bir insanın çok görünür olan bir özelliği, nasıl oluyor da geri kalan her şeyi bu kadar kolay gölgede bırakabiliyor?

Birbirimizi birkaç kelimeyle tanımlamayı seviyoruz

Sonra ister istemez iş hayatını düşündüm. Orada da birbirimizi birkaç kelimeyle tanımlamayı çok seviyoruz.

  • "Sen finansçısın, rakamların insanısın."
  • "Sen satışçısın, insan ilişkilerin güçlü."
  • "Sen mühendissin, teknik tarafı sen bilirsin."
  • "Sen İK'cısın, insan tarafına sen bakarsın."
  • "Sen yöneticisin, senden artık daha farklı bir duruş beklenir."

Üstelik bunlar kötü şeyler de değil. Yıllarca emek verip oluşturduğumuz bir birikimin karşılığı. Ama bazen insan, kendisine yıllarca iyi hizmet etmiş bir kimliğin içinde biraz fazla uzun kalabiliyor.

Yönetici olmak, yeniden öğrenci olamayacağımız anlamına gelmiyor

Bunu son yıllarda kendi hayatımda da çok düşünüyorum. Yıllarca süreç, risk, kontrol ve yönetişim dünyasının içinde çalışmış olmam, bugün yapay zekâyı büyük bir merakla öğrenmeme engel değil.

İş hayatında akıl ve sistem tarafımızla tanınmak; insanı, dönüşümü, koçluğu ya da bambaşka bir alanı merak edemeyeceğimiz anlamına da gelmiyor. İnsan tek bir şey değil ki.

Yaş aldıkça bunu daha iyi anlıyorum. Bazı taraflarımız büyüyor, bazı meraklarımız yeni yeni sesini duyurmaya başlıyor. Bazen de yıllardır orada olan bir yanımız için ancak şimdi yer açabiliyoruz.

Ben mesela geçmişte yaptığım hiçbir şeyi geride bırakmak istemiyorum. Tam tersine, bugün öğrendiğim her yeni şeyi o yılların üzerine koyuyorum. Belki değişmek biraz da böyle bir şey: kendinden vazgeçmeden kendine yeni bir alan açmak.

Kendine Bak

Bu soruları hemen cevaplamak için değil, belki birkaç gün aklınızın bir köşesinde taşımak için bırakıyorum.

  • Sizi herkes bir şey olarak tanıyorsa, başka biri olmaya cesaret edebilir misiniz?
  • Başkalarının sizi tanıdığı kişi olmaya devam ederken, kendinizin hangi tarafını görünmez tutuyorsunuz?
  • Bir insanın çok görünür olan bir özelliği, nasıl oluyor da geri kalan her şeyi bu kadar kolay gölgede bırakabiliyor?

Liderin Aynası #02 · Hedy Lamarr